<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Köyüne Hasret Duyanlar - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.saribudak.biz/forum/</link>
		<description><![CDATA[Köyüne Hasret Duyanlar - http://www.saribudak.biz/forum]]></description>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 13:08:44 +0200</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Herşey Sende Gizli]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=147</link>
			<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 17:47:46 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=147</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
Yerin seni çektiği kadar ağırsın<br />
Kanatların çırpındığı kadar hafif..<br />
Kalbinin attığı kadar canlısın<br />
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...<br />
Sevdiklerin kadar iyisin<br />
Nefret ettiklerin kadar kötü..<br />
Ne renk olursa olsun kaşın gözün<br />
Karşındakinin gördüğüdür rengin..<br />
Yaşadıklarını kar sayma:<br />
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;<br />
<br />
Ne kadar yaşarsan yaşa,<br />
Sevdiğin kadardır ömrün..<br />
Gülebildiğin kadar mutlusun<br />
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin<br />
Sakın bitti sanma her şeyi,<br />
<br />
Sevdiğin kadar sevileceksin.<br />
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer<br />
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın<br />
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer<br />
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.<br />
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret<br />
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın<br />
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın<br />
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.<br />
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın<br />
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.<br />
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..<br />
<br />
İşte budur hayat!<br />
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın<br />
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün<br />
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun<br />
Çiçek sulandığı kadar güzeldir<br />
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli<br />
Bebek ağladığı kadar bebektir<br />
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,<br />
Sevdiğin kadar sevilirsin...<br />
<br />
CAN YÜCEL]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
Yerin seni çektiği kadar ağırsın<br />
Kanatların çırpındığı kadar hafif..<br />
Kalbinin attığı kadar canlısın<br />
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...<br />
Sevdiklerin kadar iyisin<br />
Nefret ettiklerin kadar kötü..<br />
Ne renk olursa olsun kaşın gözün<br />
Karşındakinin gördüğüdür rengin..<br />
Yaşadıklarını kar sayma:<br />
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;<br />
<br />
Ne kadar yaşarsan yaşa,<br />
Sevdiğin kadardır ömrün..<br />
Gülebildiğin kadar mutlusun<br />
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin<br />
Sakın bitti sanma her şeyi,<br />
<br />
Sevdiğin kadar sevileceksin.<br />
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer<br />
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın<br />
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer<br />
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.<br />
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret<br />
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın<br />
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın<br />
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.<br />
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın<br />
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.<br />
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..<br />
<br />
İşte budur hayat!<br />
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın<br />
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün<br />
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun<br />
Çiçek sulandığı kadar güzeldir<br />
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli<br />
Bebek ağladığı kadar bebektir<br />
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,<br />
Sevdiğin kadar sevilirsin...<br />
<br />
CAN YÜCEL]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Baba kulağı :)]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=146</link>
			<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 17:39:29 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=146</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hayat Bazen bazen :)]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=145</link>
			<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 17:35:52 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=145</guid>
			<description><![CDATA[<br />
Hayat bazen mutlu dostluklardır samimi ve içten...Söyle bakayım sütümü kim içti çabuk konuş len <br />
<br />
<br />
Hayat bazen girilen yanlış bir yoldur sonradan kaçmamız gereken...<br />
<br />
<br />
Zararın neresinden dönersek kardır deyip geri döndüğümüz...<br />
Tavuk abla kötü bir laf etmedim lütfen...<br />
<br />
<br />
Bazen içinden çıkılmaz bir durumdur... <br />
<br />
<br />
Hayat heyecan ve sakarlıktır bazen.Baktığımız fallardır aynen o şekil yani...<br />
<br />
<br />
Yediğin ama tat alamadığın bir öğündür bazen...<br />
<br />
<br />
Bazen zorla sürüklendiğin bir çıkmaz... Ben turistim aloo burası neresi. <br />
<br />
<br />
Renksiz dünyana katdığın cıvıl cıvıl renklerdir bazen.Üstünü kirletme oğlum,renklenmek güzeldir bazen...<br />
<br />
<br />
Mutlu bir günde aldığın bir mükafattır bazen... Abla ne çalayım sana su gelir güldür güldür...<br />
<br />
<br />
<br />
Şöyle bir rahat huzur yok dimi dünyada...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
Hayat bazen mutlu dostluklardır samimi ve içten...Söyle bakayım sütümü kim içti çabuk konuş len <br />
<br />
<br />
Hayat bazen girilen yanlış bir yoldur sonradan kaçmamız gereken...<br />
<br />
<br />
Zararın neresinden dönersek kardır deyip geri döndüğümüz...<br />
Tavuk abla kötü bir laf etmedim lütfen...<br />
<br />
<br />
Bazen içinden çıkılmaz bir durumdur... <br />
<br />
<br />
Hayat heyecan ve sakarlıktır bazen.Baktığımız fallardır aynen o şekil yani...<br />
<br />
<br />
Yediğin ama tat alamadığın bir öğündür bazen...<br />
<br />
<br />
Bazen zorla sürüklendiğin bir çıkmaz... Ben turistim aloo burası neresi. <br />
<br />
<br />
Renksiz dünyana katdığın cıvıl cıvıl renklerdir bazen.Üstünü kirletme oğlum,renklenmek güzeldir bazen...<br />
<br />
<br />
Mutlu bir günde aldığın bir mükafattır bazen... Abla ne çalayım sana su gelir güldür güldür...<br />
<br />
<br />
<br />
Şöyle bir rahat huzur yok dimi dünyada...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Memleketimizden şifalı bitkiler ve yaban çiçekleri]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=144</link>
			<pubDate>Thu, 02 Apr 2009 14:31:09 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=144</guid>
			<description><![CDATA[Bunları hatırlayanlarınız olmuştur,memleketimizde yetişen şifalı bitkiler:<br />
<br />
Pohuk<br />
<br />
<br />
So<br />
<br />
Marsing<br />
<br />
Çiriş otu(heliğe)<br />
<br />
Işkın<br />
<br />
<br />
O saf ve temiz doğamızda bıraktığımız yaban çiçekleri...<br />
Açma yaban çiçeğim yalnız kalırsın<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Başka paylaşımlarda görüşmek üzere saygılarımla Serdar YILDIRIM.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bunları hatırlayanlarınız olmuştur,memleketimizde yetişen şifalı bitkiler:<br />
<br />
Pohuk<br />
<br />
<br />
So<br />
<br />
Marsing<br />
<br />
Çiriş otu(heliğe)<br />
<br />
Işkın<br />
<br />
<br />
O saf ve temiz doğamızda bıraktığımız yaban çiçekleri...<br />
Açma yaban çiçeğim yalnız kalırsın<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Başka paylaşımlarda görüşmek üzere saygılarımla Serdar YILDIRIM.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yoncalik 2008]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=143</link>
			<pubDate>Thu, 26 Jun 2008 15:33:44 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=143</guid>
			<description><![CDATA[[url=]Yoncalik-okul[/url][url=]Yoncalik[/url]<br />
[url=]Yoncalik 2008[/url]<br />
[url]http://[/url]<br />
[url][/url]<br />
[url]http://[/url]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[url=]Yoncalik-okul[/url][url=]Yoncalik[/url]<br />
[url=]Yoncalik 2008[/url]<br />
[url]http://[/url]<br />
[url][/url]<br />
[url]http://[/url]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[dolmuş muhabbetleri]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=142</link>
			<pubDate>Mon, 23 Jun 2008 10:42:20 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=142</guid>
			<description><![CDATA[**Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer: <br />
-Şoför bey mübarek bi yerde inebilir miyim ? <br />
-Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze seni&#8230; <br />
**Oğlum bu Eminönü&#8217;nden geçer mi ?<br />
<br />
-Yok teyze biz Taksim&#8217;e çıkıyoruz.<br />
<br />
-Hah tamam oğlum siz gidin ben gelmeyeceğim.<br />
<br />
**Yolcu: Abi Heykel&#8217;e çıkıyo mu ? <br />
Şoför: Yok abi, yanından geçiyor. <br />
**Arkadaki aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya seslenir:<br />
<br />
-Kızım şurdan bir kişi uzatır mısın ?<br />
<br />
-Ben kız değilim !<br />
<br />
Amaaaan ne bileyim kız mısın dul musun, uzat işte.<br />
<br />
**Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu bekliyordum. <br />
Sigaramın kalmadığı aklıma gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs geldi. Apar topar bindim. Şoföre parayı uzatıp; <br />
- Bir Monte Carlo &#8216; dedim ! Adam birkaç saniye yüzüme bakıp; <br />
-Abi bu Bakırköy&#8217;e gider &#8216; diye cevap verdi ! İşte o an benim ve şoförün bittiği andı. <br />
**Mükemmel bir yerde inebilir miyim ?<br />
<br />
Yolcunun kafası karışık sanırım, kendisi de dolmuşdakilerle birlikte güler söylediğine soför kadını indirirken:<br />
<br />
-Buyrun size layık değil ama !<br />
<br />
**Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer: <br />
Müsait bi yerde iner misiniz ? <br />
Şoför: Niye sen mi kullancan ? <br />
**Rumeli- Hisarüstü otobüsüyle Taksim&#8217;e doğru gidiyoruz. Adamın biri Beşikta dolaylarında gayet aceleci bir tavırlar:<br />
<br />
-Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim ?<br />
<br />
Bizim şoför olaya hakim:<br />
<br />
-Tabi abi ayıp ettin. Al götür senden kıymetli mi..<br />
<br />
**tam dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi. Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi. Birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı. Çocuklardan biri şoföre parayı uzattı: <br />
Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın ? <br />
**Karı Koca Hikayesi<br />
<br />
Kadın: Ben ölürsem ne yaparsın ? Tekrar evlenir misin ?<br />
<br />
Adam: Hayır. Kesinlikle hayır !<br />
<br />
Kadın: Neden ? Evli olmak hoşuna gitmiyor mu ?<br />
<br />
Adam: Öyle demek istemedim. Tabi ki gidiyor.<br />
<br />
Kadın: O zaman neden tekrar evlenmezsin ki ?<br />
<br />
Adam: Tamam. Tamam. Evlenirim.<br />
<br />
Kadın: (yüzünde üzgün kırgın bir ifadeyle) Evlenirsin..<br />
<br />
Adam: (ne diyeceğini bilemez ve azıcık kızgın bir iç çeker)<br />
<br />
Kadın: Onunla bizim yatağımızda mı yatarsın ?<br />
<br />
Adam: Başka nerde yatılabilir ki ?<br />
<br />
Kadın: Benim resimlerimi kaldırıp yerlerine onun resimlerini koyarmısın ?<br />
<br />
Adam: Sanırım bu yapılacak en uygun şey olur.<br />
<br />
Kadın: O zaman onun benim ayakkabı koleksiyonumdan Ayakkabılar giymesine de izin verirsin.<br />
<br />
Adam: Hayır. Onun ayakları 37 numara<br />
<br />
Kadın: ? ? ?<br />
<br />
Adam: Hadi yaaaa<br />
<br />
Bizim adam kendi kendini ele vermiş gördüğünüz gibi.  Aman siz dikkat edin.<br />
:):)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[**Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer: <br />
-Şoför bey mübarek bi yerde inebilir miyim ? <br />
-Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze seni&#8230; <br />
**Oğlum bu Eminönü&#8217;nden geçer mi ?<br />
<br />
-Yok teyze biz Taksim&#8217;e çıkıyoruz.<br />
<br />
-Hah tamam oğlum siz gidin ben gelmeyeceğim.<br />
<br />
**Yolcu: Abi Heykel&#8217;e çıkıyo mu ? <br />
Şoför: Yok abi, yanından geçiyor. <br />
**Arkadaki aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya seslenir:<br />
<br />
-Kızım şurdan bir kişi uzatır mısın ?<br />
<br />
-Ben kız değilim !<br />
<br />
Amaaaan ne bileyim kız mısın dul musun, uzat işte.<br />
<br />
**Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu bekliyordum. <br />
Sigaramın kalmadığı aklıma gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs geldi. Apar topar bindim. Şoföre parayı uzatıp; <br />
- Bir Monte Carlo &#8216; dedim ! Adam birkaç saniye yüzüme bakıp; <br />
-Abi bu Bakırköy&#8217;e gider &#8216; diye cevap verdi ! İşte o an benim ve şoförün bittiği andı. <br />
**Mükemmel bir yerde inebilir miyim ?<br />
<br />
Yolcunun kafası karışık sanırım, kendisi de dolmuşdakilerle birlikte güler söylediğine soför kadını indirirken:<br />
<br />
-Buyrun size layık değil ama !<br />
<br />
**Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer: <br />
Müsait bi yerde iner misiniz ? <br />
Şoför: Niye sen mi kullancan ? <br />
**Rumeli- Hisarüstü otobüsüyle Taksim&#8217;e doğru gidiyoruz. Adamın biri Beşikta dolaylarında gayet aceleci bir tavırlar:<br />
<br />
-Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim ?<br />
<br />
Bizim şoför olaya hakim:<br />
<br />
-Tabi abi ayıp ettin. Al götür senden kıymetli mi..<br />
<br />
**tam dolu olmamasına rağmen minibüs hareket etmek üzereydi. Tam o anda kavga ettikleri her hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi. Birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı. Çocuklardan biri şoföre parayı uzattı: <br />
Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın ? <br />
**Karı Koca Hikayesi<br />
<br />
Kadın: Ben ölürsem ne yaparsın ? Tekrar evlenir misin ?<br />
<br />
Adam: Hayır. Kesinlikle hayır !<br />
<br />
Kadın: Neden ? Evli olmak hoşuna gitmiyor mu ?<br />
<br />
Adam: Öyle demek istemedim. Tabi ki gidiyor.<br />
<br />
Kadın: O zaman neden tekrar evlenmezsin ki ?<br />
<br />
Adam: Tamam. Tamam. Evlenirim.<br />
<br />
Kadın: (yüzünde üzgün kırgın bir ifadeyle) Evlenirsin..<br />
<br />
Adam: (ne diyeceğini bilemez ve azıcık kızgın bir iç çeker)<br />
<br />
Kadın: Onunla bizim yatağımızda mı yatarsın ?<br />
<br />
Adam: Başka nerde yatılabilir ki ?<br />
<br />
Kadın: Benim resimlerimi kaldırıp yerlerine onun resimlerini koyarmısın ?<br />
<br />
Adam: Sanırım bu yapılacak en uygun şey olur.<br />
<br />
Kadın: O zaman onun benim ayakkabı koleksiyonumdan Ayakkabılar giymesine de izin verirsin.<br />
<br />
Adam: Hayır. Onun ayakları 37 numara<br />
<br />
Kadın: ? ? ?<br />
<br />
Adam: Hadi yaaaa<br />
<br />
Bizim adam kendi kendini ele vermiş gördüğünüz gibi.  Aman siz dikkat edin.<br />
:):)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kılıç ailesi]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=140</link>
			<pubDate>Fri, 30 May 2008 21:46:20 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=140</guid>
			<description><![CDATA[KILIÇ AİLESİ :)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[KILIÇ AİLESİ :)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevi Akademisi Stuttgart_27.04.2008]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=139</link>
			<pubDate>Sun, 04 May 2008 16:02:10 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=139</guid>
			<description><![CDATA[[url=http://]Alevi Akademisi 1[/url]<br />
[url=]Alevi Akademisi 2[/url]<br />
[url=]Alevi Akademisi 3[/url]<br />
[url=]Alevi Akademisi 4[/url]<br />
[url=http://]Alevi Akademisi 5[/url]<br />
[url=http://]Alevi Akademisi 6[/url]<br />
[url=]Alevi Akademisi 7[/url]<br />
[url=]Alevi Akademisi 8[/url]<br />
[url=]Alevi Akademisi 9[/url]<br />
[url=]Alevi Akademisi 10[/url]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[url=http://]Alevi Akademisi 1[/url]<br />
[url=]Alevi Akademisi 2[/url]<br />
[url=]Alevi Akademisi 3[/url]<br />
[url=]Alevi Akademisi 4[/url]<br />
[url=http://]Alevi Akademisi 5[/url]<br />
[url=http://]Alevi Akademisi 6[/url]<br />
[url=]Alevi Akademisi 7[/url]<br />
[url=]Alevi Akademisi 8[/url]<br />
[url=]Alevi Akademisi 9[/url]<br />
[url=]Alevi Akademisi 10[/url]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Deniz Gezmis Hakkında.]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=138</link>
			<pubDate>Wed, 23 Apr 2008 00:14:13 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=138</guid>
			<description><![CDATA[Hayatı ve gelecek <br />
1965'ten sonra, Türkiye'de gelişen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO)'nun kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmiş, 27 Şubat 1947'de Ankara'nın Ayaş ilçesinde doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olması sebebiyle ilk ve ortaöğrenimini Sivas'da, liseyi İstanbul'da okudu. Gezmiş, henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. 1965'de Türkiye İşçi Partisi (TİP)'nin Üsküdar ilçe başkanlığına üye oldu. İlk kez 31 Ağustos 1966'da Ankara'dan İstanbul'a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik işçilerinin Taksim Anıtı'na <br />
<br />
<br />
6. Filo eyleminden sonra denizden çıkarılan Amerikan askerleri.çelenk koymaları sırasında işçileri destekleyen ve Türk-İş yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında gözaltına alındı. 7 Kasım 1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Ardından 19 Ocak 1967'de Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) binasının yedd-i emine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 Kasım 1967'de öğrenci örgütlerinin düzenlediği Kıbrıs Mitingi sırasında Aşık İhsani ile birlikte ABD bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Deniz Gezmiş, Hukuk Fakültesi'nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 Ocak 1968'de Devrimci Hukuklular Örgütünü kurdu. 7 Mart 1968'de İÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen AIESEC genel kurul toplantısında konuşma yapan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk'ü protesto ettiği için tutuklandı. 2 Mayıs'a kadar tutuklu kalan Gezmiş, 30 Mayıs'ta 6. Filo'yu protesto ettiği için yargılandı ve beraat etti. Öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesinde önderlik etti. İşgal Konseyi adına İÜ Senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı; öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. İşgalden kısa bir süre sonra İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı. <br />
<br />
TİP içinde yoğunlaşarak, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüşünü benimseyen Deniz Gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu. Ekim 1968'de eylemlerde birlikte olduğu Cihan Alptekin, Mustafa İlker Gürkan, Mustafa Lütfi Kıyıcı, Cevat Ercişli, M. Mehdi Beşpınar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan'la birlikte Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)'ni kurdu. 1 Kasım 1968'de TMGT (Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı) , AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi. Ardından 28 Kasım 1968'de ABD büyükelçisi Kommer'in gelişi sırasında Yeşilköy Havaalanı'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı. <br />
<br />
İstanbul Üniversitesi'nde sağcı güçlerin 16 Mart 1969'da girişmiş olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan Gezmiş, bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yattı. Ardından 31 Mayıs 1969'da İÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. Üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. Hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan Gezmiş, Haziran'ın sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden önce 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladığı 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayı'na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan FKF Genel Başkanı Yusuf Küpeli ile birlikte bir mücadele programı gönderdi. Eylül'e kadar Filistin'de gerilla kamplarında kalan Deniz Gezmiş,1 Eylül 1969'da, 10 Haziran'da "üniversiteyi işgal" ettiği gerekçesiyle Hukuk Fakültesi'nden ihraç edildi. Hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi. 23 Eylül 1969'da Hukuk Fakültesi'nde olduğu sırada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan Gezmiş, 25 Kasım'da serbest bırakıldı. Ancak Yıldız Devlet ve Mühendislik Akademisi'nde Battal Mehetoğlu'nun sağcılar tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin Gezmiş'e ait olduğu öne sürülerek hakkında yeniden tutuklama kararı alındı. 20 Aralık 1969'da yakalanan Gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü. Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçırılması eyleminde de bulundu. Kaçırılan erler daha sonra serbest bırakıldı. <br />
<br />
<br />
Eylemler <br />
İstanbul Üniversitesi'nin 12 Haziran 1968'de devrimcilerin eline geçmesine önderlik etti. İşgal konseyi adına üniversite senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı. <br />
1 Kasım 1968'de TMGT, AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi. <br />
11 Ocak 1971'de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. <br />
4 Mart 1971'de Ankara'daki Balgat Amerikan Üssü'nden dört ABD'li erin kaçırılması eyleminde bulundu. Bu eylemden sonra, Sivas'ın Gemerek ilçesi girişinde yakalandı. <br />
<br />
Yakalanışı ve İdam Edilişi <br />
Hürriyet gazetesinin 6 Mayıs 1972 tarihli yıldırım baskısının ilk sayfasında bulunan idam haberi12 Mart darbesinin ilk günlerinde Yusuf Aslan ile birlikte Sivas'a gitmekte iken motorsikletleri bozuldu. Bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada Aslan ile birbirlerini kaybettiler. Aslan o esnada, Gezmiş ise 16 Mart 1971 salı günü Sivas'ın Gemerek ilçesinde yakalandı ve Kayseri'ye getirildi. Buradan Ankara'ya zamanın İçişleri Bakanı Haldun Menteşoğlu'nun makamına götürüldü. <br />
<br />
Mahkemesi 16 Temmuz 1971 günü Altındağ Veteriner Okulu binası'nda Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığında Baki Tuğ savcılığında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 no'lu Mahkemesi'nde başladı ve 9 Ekim 1971 günü bitti. Deniz ve arkadaşları 16 Temmuz 1971'de başlayan THKO-1 Davası'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasına çarptırıldı. <br />
<br />
İdam cezaları o zamanlar senato tarafından onaylanmak zorundaydı. İsmet İnönü "siyasi suçlar idamla cezalandırılmamalıdır" diyerek Bülent Ecevit ile birlikte red oyu kullanır. AP genel başkanı Süleyman Demirel ise infazdan yana oy kullanır. Olaydan 15 yıl sonra, Süleyman Demirel bir gazeteciye verdiği demeçte idamlar için:soğuk savaşın talihsiz olaylarından biri yorumu yapar. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ise idamları onaylayarak özür dilemeyi reddeder.[1] <br />
<br />
Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde, gece 1:00-3:00 arası, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde idam edildi. İdama giderken imam istemedikleri bilinmektedir, fakat definlerinde bir imam bulunmuştur.[2] <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Son isteği hakkındaki iddialar <br />
Deniz Gezmiş ve diğerlerinin idam edilmeden önce son istekleri üzerine farklı iddialar vardır: <br />
<br />
Örneğin; Deniz Gezmiş'in Joaquín Rodrigo'nun Aranjuez konçertosunu (muhtemelen Adagio'sunu) dinlemek ve bir bardak demli çay içmek istediği söylenir. Yazar Erdal Öz'ün Gezmiş'le yaptığı görüşmelerde tuttuğu ve Gülünün Solduğu Akşam eserinde bulunan notlara göre Gezmiş idamını bu şekilde düşünmüştür.[3] Fakat yine aynı eserde bulunan notlara göre avukatının anlattığı idam anında bu istek geçmemektedir. <br />
<br />
Bir başka iddiada ise son isteği sorulduğunda idamını kendi gerçekleştirmek istemiş ve tam idam edileceği sırada altındaki tabureyi kendi itmiştir. Öz'ün eserindeki avukat notlarında bu da geçmemektedir. Aksine son sözleri olan "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği!! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun Emperyalizm!" şeklinde bağırırken taburesine vurulmuş ve "emperyalizm" kelimesinin 'izm'ini söyleyemediği kaydedilmiştir. Yalnız Hüseyin İnan'ın kendi taburesini tekmelediği belirtilmektedir.[4] <br />
<br />
Bir başka iddia da ise idam edilecek olan diğer iki arkadaşıyla vedalaşmak istediği söylenir. Hoşçakal Yarın filminde de böyle gösterilmektedir. Fakat bu istek aslında Gezmiş'in değil Yusuf Aslan'ındır.[5] <br />
<br />
İdam kementi boynundan geçirilirken, hücresinden alınıp apar topar darağacına götürülürken giymesine izin verilmeyen botlarının askerlere bırakılmamasını, ailesinden birinin almasını istediği doğru değildir. İdama giderken postalları ayaklarındadır, sadece bağcıklarını bağlamaya fırsatı olmamış, ve idamdan önce asıldığında ayaklarından düşmesin diye görevlilerden birine bağlatmıştır. Yalnız parkasını giyememiş ve onun babasına verilmesini istemiştir.[6] <br />
<br />
Öz'ün eserindeki avukat notlarına göre, Gezmiş'in son istekleri, avukatlarının idamı gözlemleyip sonraki kuşaklara "doğru" anlatmaları, cezaevindeki devrimci arkadaşlarını onun adına "tek tek öpmeleri", 1969'da öldürülen devrimci arkadaşları Mustafa Taylan Özgür'ün yanına gömülmeleri ve cezaevindeki parkasının ailesine verilmesi olmuştur.[7]Ama ne yazık ki onun bu son isteği de kabul edilmemiştir... <br />
<br />
<br />
Ölmeden önce ailesine yazdığı mektuplar <br />
Baba, Mektup elinize geçtiğinde ben aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum, insanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler, önemli olan çok fazla yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de düşmeyeceğimden şüphen olmasın, oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil Türkiye'de yaşayan Türk halkının da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara'da 1969'da ölen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul'a götürmeye kalkma, annemi teselli etmek sana düşüyor, kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum, bilimle uğraşsın ve unutmasın ki bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir, son anda yaptıklarımdan en ufak pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım. Oğlun Deniz Gezmiş. Merkez Cezaevi[8] <br />
<br />
Sana ben her zaman için müteşekkirim. Çünkü Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni...Küçüklüğümden beri evde devamlı Kurtu­luş Savaşı anılarıyla büyüdüm. Ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim. Baba, biz Türkiye'nin ikinci Kurtuluş savaşçıla­rıyız. Elbette ki hapislere atılacağız, kurşunlana­cağız da... Tıpkı Birinci Kurtuluş Savaşı'nda ol­duğu gibi... Ama bu topraklari yabancılara bırak­mayacağız. Ve bir gün mutlaka yeneceğiz onla­rı... Düşün baba; Bugün hükümet işini, gücünü bı­rakmış bizimle uğraşıyor. Çünkü bizden başka gerçek muhalefet kalmamış durumda. Ve hepsi Kemalist çizgiden sapmışlar. Ve tarih önünde hüküm giymiş durumdadırlar. Biz çoktan onları tarihin çöplüğüne atmış durumdayız. Size sesleniyorumki bu Türkiye'de ben ve benım gibilerin olacağına ve bizim izimizde tam bağımsız Türkiye için çalışacaklarına var gönlumle inanıyorum... <br />
<br />
28 Ocak 1971 Deniz Gezmiş <br />
<br />
<br />
Deniz Gezmiş <br />
<br />
Doğumu 28 Şubat 1947 <br />
Ankara <br />
Ölümü 6 Mayıs 1972 <br />
Ankara, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi (İdam)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hayatı ve gelecek <br />
1965'ten sonra, Türkiye'de gelişen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO)'nun kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmiş, 27 Şubat 1947'de Ankara'nın Ayaş ilçesinde doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olması sebebiyle ilk ve ortaöğrenimini Sivas'da, liseyi İstanbul'da okudu. Gezmiş, henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. 1965'de Türkiye İşçi Partisi (TİP)'nin Üsküdar ilçe başkanlığına üye oldu. İlk kez 31 Ağustos 1966'da Ankara'dan İstanbul'a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik işçilerinin Taksim Anıtı'na <br />
<br />
<br />
6. Filo eyleminden sonra denizden çıkarılan Amerikan askerleri.çelenk koymaları sırasında işçileri destekleyen ve Türk-İş yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında gözaltına alındı. 7 Kasım 1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Ardından 19 Ocak 1967'de Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) binasının yedd-i emine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 Kasım 1967'de öğrenci örgütlerinin düzenlediği Kıbrıs Mitingi sırasında Aşık İhsani ile birlikte ABD bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Deniz Gezmiş, Hukuk Fakültesi'nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 Ocak 1968'de Devrimci Hukuklular Örgütünü kurdu. 7 Mart 1968'de İÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen AIESEC genel kurul toplantısında konuşma yapan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk'ü protesto ettiği için tutuklandı. 2 Mayıs'a kadar tutuklu kalan Gezmiş, 30 Mayıs'ta 6. Filo'yu protesto ettiği için yargılandı ve beraat etti. Öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesinde önderlik etti. İşgal Konseyi adına İÜ Senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı; öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. İşgalden kısa bir süre sonra İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı. <br />
<br />
TİP içinde yoğunlaşarak, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüşünü benimseyen Deniz Gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu. Ekim 1968'de eylemlerde birlikte olduğu Cihan Alptekin, Mustafa İlker Gürkan, Mustafa Lütfi Kıyıcı, Cevat Ercişli, M. Mehdi Beşpınar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan'la birlikte Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)'ni kurdu. 1 Kasım 1968'de TMGT (Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı) , AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi. Ardından 28 Kasım 1968'de ABD büyükelçisi Kommer'in gelişi sırasında Yeşilköy Havaalanı'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı. <br />
<br />
İstanbul Üniversitesi'nde sağcı güçlerin 16 Mart 1969'da girişmiş olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan Gezmiş, bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yattı. Ardından 31 Mayıs 1969'da İÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. Üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. Hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan Gezmiş, Haziran'ın sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden önce 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladığı 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayı'na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan FKF Genel Başkanı Yusuf Küpeli ile birlikte bir mücadele programı gönderdi. Eylül'e kadar Filistin'de gerilla kamplarında kalan Deniz Gezmiş,1 Eylül 1969'da, 10 Haziran'da "üniversiteyi işgal" ettiği gerekçesiyle Hukuk Fakültesi'nden ihraç edildi. Hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi. 23 Eylül 1969'da Hukuk Fakültesi'nde olduğu sırada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan Gezmiş, 25 Kasım'da serbest bırakıldı. Ancak Yıldız Devlet ve Mühendislik Akademisi'nde Battal Mehetoğlu'nun sağcılar tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin Gezmiş'e ait olduğu öne sürülerek hakkında yeniden tutuklama kararı alındı. 20 Aralık 1969'da yakalanan Gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü. Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçırılması eyleminde de bulundu. Kaçırılan erler daha sonra serbest bırakıldı. <br />
<br />
<br />
Eylemler <br />
İstanbul Üniversitesi'nin 12 Haziran 1968'de devrimcilerin eline geçmesine önderlik etti. İşgal konseyi adına üniversite senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı. <br />
1 Kasım 1968'de TMGT, AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi. <br />
11 Ocak 1971'de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. <br />
4 Mart 1971'de Ankara'daki Balgat Amerikan Üssü'nden dört ABD'li erin kaçırılması eyleminde bulundu. Bu eylemden sonra, Sivas'ın Gemerek ilçesi girişinde yakalandı. <br />
<br />
Yakalanışı ve İdam Edilişi <br />
Hürriyet gazetesinin 6 Mayıs 1972 tarihli yıldırım baskısının ilk sayfasında bulunan idam haberi12 Mart darbesinin ilk günlerinde Yusuf Aslan ile birlikte Sivas'a gitmekte iken motorsikletleri bozuldu. Bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada Aslan ile birbirlerini kaybettiler. Aslan o esnada, Gezmiş ise 16 Mart 1971 salı günü Sivas'ın Gemerek ilçesinde yakalandı ve Kayseri'ye getirildi. Buradan Ankara'ya zamanın İçişleri Bakanı Haldun Menteşoğlu'nun makamına götürüldü. <br />
<br />
Mahkemesi 16 Temmuz 1971 günü Altındağ Veteriner Okulu binası'nda Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığında Baki Tuğ savcılığında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 no'lu Mahkemesi'nde başladı ve 9 Ekim 1971 günü bitti. Deniz ve arkadaşları 16 Temmuz 1971'de başlayan THKO-1 Davası'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasına çarptırıldı. <br />
<br />
İdam cezaları o zamanlar senato tarafından onaylanmak zorundaydı. İsmet İnönü "siyasi suçlar idamla cezalandırılmamalıdır" diyerek Bülent Ecevit ile birlikte red oyu kullanır. AP genel başkanı Süleyman Demirel ise infazdan yana oy kullanır. Olaydan 15 yıl sonra, Süleyman Demirel bir gazeteciye verdiği demeçte idamlar için:soğuk savaşın talihsiz olaylarından biri yorumu yapar. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ise idamları onaylayarak özür dilemeyi reddeder.[1] <br />
<br />
Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde, gece 1:00-3:00 arası, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde idam edildi. İdama giderken imam istemedikleri bilinmektedir, fakat definlerinde bir imam bulunmuştur.[2] <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Son isteği hakkındaki iddialar <br />
Deniz Gezmiş ve diğerlerinin idam edilmeden önce son istekleri üzerine farklı iddialar vardır: <br />
<br />
Örneğin; Deniz Gezmiş'in Joaquín Rodrigo'nun Aranjuez konçertosunu (muhtemelen Adagio'sunu) dinlemek ve bir bardak demli çay içmek istediği söylenir. Yazar Erdal Öz'ün Gezmiş'le yaptığı görüşmelerde tuttuğu ve Gülünün Solduğu Akşam eserinde bulunan notlara göre Gezmiş idamını bu şekilde düşünmüştür.[3] Fakat yine aynı eserde bulunan notlara göre avukatının anlattığı idam anında bu istek geçmemektedir. <br />
<br />
Bir başka iddiada ise son isteği sorulduğunda idamını kendi gerçekleştirmek istemiş ve tam idam edileceği sırada altındaki tabureyi kendi itmiştir. Öz'ün eserindeki avukat notlarında bu da geçmemektedir. Aksine son sözleri olan "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği!! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun Emperyalizm!" şeklinde bağırırken taburesine vurulmuş ve "emperyalizm" kelimesinin 'izm'ini söyleyemediği kaydedilmiştir. Yalnız Hüseyin İnan'ın kendi taburesini tekmelediği belirtilmektedir.[4] <br />
<br />
Bir başka iddia da ise idam edilecek olan diğer iki arkadaşıyla vedalaşmak istediği söylenir. Hoşçakal Yarın filminde de böyle gösterilmektedir. Fakat bu istek aslında Gezmiş'in değil Yusuf Aslan'ındır.[5] <br />
<br />
İdam kementi boynundan geçirilirken, hücresinden alınıp apar topar darağacına götürülürken giymesine izin verilmeyen botlarının askerlere bırakılmamasını, ailesinden birinin almasını istediği doğru değildir. İdama giderken postalları ayaklarındadır, sadece bağcıklarını bağlamaya fırsatı olmamış, ve idamdan önce asıldığında ayaklarından düşmesin diye görevlilerden birine bağlatmıştır. Yalnız parkasını giyememiş ve onun babasına verilmesini istemiştir.[6] <br />
<br />
Öz'ün eserindeki avukat notlarına göre, Gezmiş'in son istekleri, avukatlarının idamı gözlemleyip sonraki kuşaklara "doğru" anlatmaları, cezaevindeki devrimci arkadaşlarını onun adına "tek tek öpmeleri", 1969'da öldürülen devrimci arkadaşları Mustafa Taylan Özgür'ün yanına gömülmeleri ve cezaevindeki parkasının ailesine verilmesi olmuştur.[7]Ama ne yazık ki onun bu son isteği de kabul edilmemiştir... <br />
<br />
<br />
Ölmeden önce ailesine yazdığı mektuplar <br />
Baba, Mektup elinize geçtiğinde ben aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum, insanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler, önemli olan çok fazla yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de düşmeyeceğimden şüphen olmasın, oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil Türkiye'de yaşayan Türk halkının da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara'da 1969'da ölen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul'a götürmeye kalkma, annemi teselli etmek sana düşüyor, kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum, bilimle uğraşsın ve unutmasın ki bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir, son anda yaptıklarımdan en ufak pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım. Oğlun Deniz Gezmiş. Merkez Cezaevi[8] <br />
<br />
Sana ben her zaman için müteşekkirim. Çünkü Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni...Küçüklüğümden beri evde devamlı Kurtu­luş Savaşı anılarıyla büyüdüm. Ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim. Baba, biz Türkiye'nin ikinci Kurtuluş savaşçıla­rıyız. Elbette ki hapislere atılacağız, kurşunlana­cağız da... Tıpkı Birinci Kurtuluş Savaşı'nda ol­duğu gibi... Ama bu topraklari yabancılara bırak­mayacağız. Ve bir gün mutlaka yeneceğiz onla­rı... Düşün baba; Bugün hükümet işini, gücünü bı­rakmış bizimle uğraşıyor. Çünkü bizden başka gerçek muhalefet kalmamış durumda. Ve hepsi Kemalist çizgiden sapmışlar. Ve tarih önünde hüküm giymiş durumdadırlar. Biz çoktan onları tarihin çöplüğüne atmış durumdayız. Size sesleniyorumki bu Türkiye'de ben ve benım gibilerin olacağına ve bizim izimizde tam bağımsız Türkiye için çalışacaklarına var gönlumle inanıyorum... <br />
<br />
28 Ocak 1971 Deniz Gezmiş <br />
<br />
<br />
Deniz Gezmiş <br />
<br />
Doğumu 28 Şubat 1947 <br />
Ankara <br />
Ölümü 6 Mayıs 1972 <br />
Ankara, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi (İdam)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[CAN DÜNDAR]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=137</link>
			<pubDate>Fri, 11 Apr 2008 23:24:17 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=137</guid>
			<description><![CDATA[CAN DÜNDAR DAN <br />
<br />
Sabah sol gözünde bir ağrı ve biraz kanla uyandım.Öğleden sonra soluğu doktorda aldım.Dünya tatlısı bir doktor.İlk bakışta çözgü derdimi.''Direnç kaybına bağlı intihaplanma...''''Sorun gözünde değil aslında'' dedi doktorum.'........ baktığın yerde...Hep karanlığa bakmaktan feri sönmüş gözlerinin..Yılgın düşmüşsün,yotgunluk mikrobu,seni gözünden vurmuş.''Bu teşhisin ardından öyle bir reçete yazdıkı dostlar başına.Pozitif düşüneceksin.Hayata sımsıkı sarılacaksın.İşinden kafanı kaldırıp sevdiklerinle zaman geçireceksin.Kendine yeni heyecanlar yarat.Sev ki hücrelerin yenilensin. <br />
<br />
Sana enerji vermeyecek hiç kimseyle birlikte olma....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[CAN DÜNDAR DAN <br />
<br />
Sabah sol gözünde bir ağrı ve biraz kanla uyandım.Öğleden sonra soluğu doktorda aldım.Dünya tatlısı bir doktor.İlk bakışta çözgü derdimi.''Direnç kaybına bağlı intihaplanma...''''Sorun gözünde değil aslında'' dedi doktorum.'........ baktığın yerde...Hep karanlığa bakmaktan feri sönmüş gözlerinin..Yılgın düşmüşsün,yotgunluk mikrobu,seni gözünden vurmuş.''Bu teşhisin ardından öyle bir reçete yazdıkı dostlar başına.Pozitif düşüneceksin.Hayata sımsıkı sarılacaksın.İşinden kafanı kaldırıp sevdiklerinle zaman geçireceksin.Kendine yeni heyecanlar yarat.Sev ki hücrelerin yenilensin. <br />
<br />
Sana enerji vermeyecek hiç kimseyle birlikte olma....]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BASSAGLIGI]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=136</link>
			<pubDate>Sat, 05 Apr 2008 22:23:11 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=136</guid>
			<description><![CDATA[Degerli halamiz  Sakine Sahin'inin vefati herkeste oldugu gibi bizdede derin üzüntü yaratti.Tüm yakinlarinin acisini yürekten paylasir, kendisine tanridan rahmet,yakinlarina bassagligi diliyorum.<br />
<br />
<br />
              Cemile  Aktas]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Degerli halamiz  Sakine Sahin'inin vefati herkeste oldugu gibi bizdede derin üzüntü yaratti.Tüm yakinlarinin acisini yürekten paylasir, kendisine tanridan rahmet,yakinlarina bassagligi diliyorum.<br />
<br />
<br />
              Cemile  Aktas]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bursa Tunceliler Derneginden Duyuru..]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=135</link>
			<pubDate>Thu, 03 Apr 2008 16:17:16 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=135</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
Tüm Bursa´daki Canlarimizi Bekliyoruz..<br />
Bilet Satis Yerleri;<br />
<br />
-BURSA TUNCELILER DERNEGI..<br />
<br />
Adres: Tayyare Kültür Merkezi Araligi..<br />
<br />
-TELEFERIK KÜLTÜR VE SANAT MERKEZI<br />
<br />
Adres: Akcaglayan Mahallesi Bademli Sokak No:7 TELEFERIK]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
Tüm Bursa´daki Canlarimizi Bekliyoruz..<br />
Bilet Satis Yerleri;<br />
<br />
-BURSA TUNCELILER DERNEGI..<br />
<br />
Adres: Tayyare Kültür Merkezi Araligi..<br />
<br />
-TELEFERIK KÜLTÜR VE SANAT MERKEZI<br />
<br />
Adres: Akcaglayan Mahallesi Bademli Sokak No:7 TELEFERIK]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BİR  BARDAK  SÜTÜN  HATIRI]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=134</link>
			<pubDate>Wed, 02 Apr 2008 16:40:04 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=134</guid>
			<description><![CDATA[Howard  yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu o gün hiçbir şey satamamıştı,karnı da çok açtı .Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek bir şey istemeye karar verdi.kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı.yiyecek bir şeyler yerine Affedersiniz ,bir bardak su rica edebilir miyim ? diyebildi yalnızca .Genç bayan çocuğun aç olabileceğini  düşünerek kocaman bir bardak süt getirdi ona<br />
   Çocuk sütü yavaş yavaş içine sindirerek içtikten sonra &#8220;çok teşekkür ederim ,borcum ne kadar ?&#8217;&#8217; diye sordu genç bayana <br />
   Genç bayan borcunuz yok diyerek yüzünde sıcak bir gülümsemeyle devam etti &#8220;Annem gösterdiğimiz şefkat ve nezaket karşılığı olarak asla bir bedel ödenmesini beklemememizi öğretti bize&#8217;&#8217;dedi <br />
     Çocuk &#8220;o halde çok teşekkürler yürekten teşekkür ederim size&#8217;&#8217; dedi <br />
Howard  kelly evin önünden ayrıldığı zaman kendisini yalnızca bedensel olarak değil ruhsal olarak da güçlü hissediyordu.<br />
     Yıllar sonra genç bayan çok ender rastlanan bir hastalığa yakalanmıştı.Yöredeki doktorlar çaresiz kalınca,hastalığı ile ilgili araştırmalar yapılması için onu büyük kente gönderdiler .Dr.Howard kelly konsültasyon yapması için çağrıldığı hastanın hangi kasabadan geldiğini duyunca heyecanlandı.<br />
    Artık genç olmasa da yıllar önce kendisine sevgiyle yaklaşan bayanı ilk gördüğü anda tanımıştı ve onun yaşamını kurtarmak için elinden geleni yaptı.Uzun süren tedaviden sonra bayan sağlığına kavuştu.<br />
    Dr.Kelly denetlemesi için önüne getirilen faturaya şöyle bir baktı ve üstüne bir şeyler yazarak zarfın içine koyup hasta bayanın odasına gönderdi.Kadın elleri titreyerek aldı zarfı eline açmaya korkuyordu&#8230;Hastane faturasını asla ödeyemeyeceğini ve geri kalan yaşamı boyunca bu faturayı ödemek için çalışacağını biliyordu.Sonunda zarfı açtı ve faturaya iliştirilmiş bir not dikkatini çekti .Kağıtta şunlar yazılıydı:<br />
 &#8220; Hastane giderlerinin tamamı bir bardak süt karşılığı ödenmiştir.&#8217;&#8217;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Howard  yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu o gün hiçbir şey satamamıştı,karnı da çok açtı .Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek bir şey istemeye karar verdi.kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı.yiyecek bir şeyler yerine Affedersiniz ,bir bardak su rica edebilir miyim ? diyebildi yalnızca .Genç bayan çocuğun aç olabileceğini  düşünerek kocaman bir bardak süt getirdi ona<br />
   Çocuk sütü yavaş yavaş içine sindirerek içtikten sonra &#8220;çok teşekkür ederim ,borcum ne kadar ?&#8217;&#8217; diye sordu genç bayana <br />
   Genç bayan borcunuz yok diyerek yüzünde sıcak bir gülümsemeyle devam etti &#8220;Annem gösterdiğimiz şefkat ve nezaket karşılığı olarak asla bir bedel ödenmesini beklemememizi öğretti bize&#8217;&#8217;dedi <br />
     Çocuk &#8220;o halde çok teşekkürler yürekten teşekkür ederim size&#8217;&#8217; dedi <br />
Howard  kelly evin önünden ayrıldığı zaman kendisini yalnızca bedensel olarak değil ruhsal olarak da güçlü hissediyordu.<br />
     Yıllar sonra genç bayan çok ender rastlanan bir hastalığa yakalanmıştı.Yöredeki doktorlar çaresiz kalınca,hastalığı ile ilgili araştırmalar yapılması için onu büyük kente gönderdiler .Dr.Howard kelly konsültasyon yapması için çağrıldığı hastanın hangi kasabadan geldiğini duyunca heyecanlandı.<br />
    Artık genç olmasa da yıllar önce kendisine sevgiyle yaklaşan bayanı ilk gördüğü anda tanımıştı ve onun yaşamını kurtarmak için elinden geleni yaptı.Uzun süren tedaviden sonra bayan sağlığına kavuştu.<br />
    Dr.Kelly denetlemesi için önüne getirilen faturaya şöyle bir baktı ve üstüne bir şeyler yazarak zarfın içine koyup hasta bayanın odasına gönderdi.Kadın elleri titreyerek aldı zarfı eline açmaya korkuyordu&#8230;Hastane faturasını asla ödeyemeyeceğini ve geri kalan yaşamı boyunca bu faturayı ödemek için çalışacağını biliyordu.Sonunda zarfı açtı ve faturaya iliştirilmiş bir not dikkatini çekti .Kağıtta şunlar yazılıydı:<br />
 &#8220; Hastane giderlerinin tamamı bir bardak süt karşılığı ödenmiştir.&#8217;&#8217;]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[fıkralar]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=133</link>
			<pubDate>Tue, 01 Apr 2008 12:50:27 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=133</guid>
			<description><![CDATA[***İstanbul'a gurbete giden Erzurum'lu, dönüşte karısına İstanbul'lu hanımların, akşam eve dönen kocalarını, kapıda nasıl karşıladıklarını "Hoş geldin kocacığım, üşümüşsün, yorulmuşsun!" gibi kibar, nazik laflar ettiklerini anlatmış. Belli ki o da karısının kendisini öyle karşılamasını istiyor.Akşam eve gelmiş, kar, tipi, soğuk, karısı kapıyı açmış:<br />
-Uyiyy kocacığım, it gibi titriyirsin...<br />
<br />
<br />
***Laz'ın biri, takasının içinde oturmuş, Allah'a yal­ varmaktadır: &#8212; Allahum, bu cün tuttuğum ilk paluğu pi fakirevereceğum, der. Ve lâz oltasını atarak beklemeye başlar. Neden sonra oltayı çeker. Bakar ki bir de ne görsün? Ucunda koskocaman bir balık! &#8212; Haçan hiç pu da fakire verulur mu daa! Birden balık bir çırpınışta oltadan kurtulur ve denize atlar. Lâz üzgün ve şaşkın: &#8212; Allahum, ben şakacıktan demuştum daa... der.<br />
<br />
***  Temel'in Babası Nasıl Öldü? <br />
« : Mart 19, 2008, 11:51:02 ÖS »  <br />
<br />
--------------------------------------------------------------------------------<br />
Temel´in babasi vefat eder... Cenazeye gelen bir aile dostu Temel´e sorar: Nasil oldu? <br />
Cevap: 30.kattan asagiya düstü... <br />
Adam: Vah vah desene çok feci ölmüs... <br />
Temel: Yok yok öyle ölmedi... Tam yere düsecekken manavin tentesine çarpip tekrar yükseldi... <br />
Adam: Vah Vaah! Daha siddetli çakildi o zaman. <br />
Temel: Yok! Karsidaki kasabin tenteden zipladi bu sefer karsi binanin çatisina... <br />
Adam: Demek çatiya çarpip öldü. <br />
Temel: Yok ya! Çatidan yuvarlanip elektrik tellerine gitti.. <br />
Adam: Deme ya! Çarpildi o zaman... <br />
Temel: Yok canim teller yaylandi babami 200 metre yukari firlatti. <br />
Adam: 200 metreden yere çakildi öyle mi? Yazik... <br />
Temel: Yok ya yine en bastaki bakkalin tenteye... <br />
Adam: Orda mi öldü? <br />
Temel: Yooo... Ordanda yine kasaba... <br />
En sonunda bunalan adam Temel'e bagirarak sordu: Ulan nasil öldü bu adam? <br />
Temel: "Baktik durmuyor.. Vurduk!" <br />
 <br />
  <br />
 :):)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[***İstanbul'a gurbete giden Erzurum'lu, dönüşte karısına İstanbul'lu hanımların, akşam eve dönen kocalarını, kapıda nasıl karşıladıklarını "Hoş geldin kocacığım, üşümüşsün, yorulmuşsun!" gibi kibar, nazik laflar ettiklerini anlatmış. Belli ki o da karısının kendisini öyle karşılamasını istiyor.Akşam eve gelmiş, kar, tipi, soğuk, karısı kapıyı açmış:<br />
-Uyiyy kocacığım, it gibi titriyirsin...<br />
<br />
<br />
***Laz'ın biri, takasının içinde oturmuş, Allah'a yal­ varmaktadır: &#8212; Allahum, bu cün tuttuğum ilk paluğu pi fakirevereceğum, der. Ve lâz oltasını atarak beklemeye başlar. Neden sonra oltayı çeker. Bakar ki bir de ne görsün? Ucunda koskocaman bir balık! &#8212; Haçan hiç pu da fakire verulur mu daa! Birden balık bir çırpınışta oltadan kurtulur ve denize atlar. Lâz üzgün ve şaşkın: &#8212; Allahum, ben şakacıktan demuştum daa... der.<br />
<br />
***  Temel'in Babası Nasıl Öldü? <br />
« : Mart 19, 2008, 11:51:02 ÖS »  <br />
<br />
--------------------------------------------------------------------------------<br />
Temel´in babasi vefat eder... Cenazeye gelen bir aile dostu Temel´e sorar: Nasil oldu? <br />
Cevap: 30.kattan asagiya düstü... <br />
Adam: Vah vah desene çok feci ölmüs... <br />
Temel: Yok yok öyle ölmedi... Tam yere düsecekken manavin tentesine çarpip tekrar yükseldi... <br />
Adam: Vah Vaah! Daha siddetli çakildi o zaman. <br />
Temel: Yok! Karsidaki kasabin tenteden zipladi bu sefer karsi binanin çatisina... <br />
Adam: Demek çatiya çarpip öldü. <br />
Temel: Yok ya! Çatidan yuvarlanip elektrik tellerine gitti.. <br />
Adam: Deme ya! Çarpildi o zaman... <br />
Temel: Yok canim teller yaylandi babami 200 metre yukari firlatti. <br />
Adam: 200 metreden yere çakildi öyle mi? Yazik... <br />
Temel: Yok ya yine en bastaki bakkalin tenteye... <br />
Adam: Orda mi öldü? <br />
Temel: Yooo... Ordanda yine kasaba... <br />
En sonunda bunalan adam Temel'e bagirarak sordu: Ulan nasil öldü bu adam? <br />
Temel: "Baktik durmuyor.. Vurduk!" <br />
 <br />
  <br />
 :):)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bas sagligi ( Ali ´Cinar)]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=132</link>
			<pubDate>Wed, 26 Mar 2008 16:55:18 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=132</guid>
			<description><![CDATA[Münichte saygi deger büyüyümüz Amcamiz ALI  CINAR dün gece hakki rahmetine kavusmustur.Nur icinde yatsin topragi bol olsun.Ailesine ve tüm yakinlarina bas sagligi  allahtan sabir diliyoruz.<br />
<br />
<br />
         CEMILE  ISMET<br />
               AKTAS]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Münichte saygi deger büyüyümüz Amcamiz ALI  CINAR dün gece hakki rahmetine kavusmustur.Nur icinde yatsin topragi bol olsun.Ailesine ve tüm yakinlarina bas sagligi  allahtan sabir diliyoruz.<br />
<br />
<br />
         CEMILE  ISMET<br />
               AKTAS]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Leman Ergenekon'u çizdi]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=131</link>
			<pubDate>Wed, 26 Mar 2008 00:38:01 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=131</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[hoşgeldin dünyaya]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=130</link>
			<pubDate>Tue, 25 Mar 2008 15:33:47 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=130</guid>
			<description><![CDATA[Merhaba<br />
öncelikle dünyaya yeni gelen Levin Ali ye hoşgeldin diyorum <br />
Lütfü Canoğlu ve eşini tebrik ediyor .Allah analı ve babalı büyütsün<br />
hayatta herşey dilediğiniz gibi olsun<br />
saygı ve sevgilerle:D:D]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Merhaba<br />
öncelikle dünyaya yeni gelen Levin Ali ye hoşgeldin diyorum <br />
Lütfü Canoğlu ve eşini tebrik ediyor .Allah analı ve babalı büyütsün<br />
hayatta herşey dilediğiniz gibi olsun<br />
saygı ve sevgilerle:D:D]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İBRETLİK SÖZLER!!!!]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=129</link>
			<pubDate>Mon, 24 Mar 2008 22:40:42 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=129</guid>
			<description><![CDATA[İbretlik bir söz AFRİKA'dan .......<br />
<br />
Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. <br />
Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler. <br />
Gözümüzü açtığımızda ise; <br />
Bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı. <br />
<br />
Kenya Kurucu Devlet Başkanı <br />
<br />
<br />
<br />
İbretlik bir söz de TÜRKİYE'den .....<br />
<br />
AKP geldiğinde elimizde Özgürlük, Laiklik, Cumhuriyet vardı.<br />
Bize, kömür verdiler, aşevinde yemek verdiler, gözümüzü kapayarak tekrar oy atmamızı istediler.<br />
Gözümüzü açtığımızda ise;<br />
Bizim başımızda türban, yüzümüzde sakal, onların elinde ise para ve iktidar vardı.<br />
<br />
TC vatandaşı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İbretlik bir söz AFRİKA'dan .......<br />
<br />
Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. <br />
Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler. <br />
Gözümüzü açtığımızda ise; <br />
Bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı. <br />
<br />
Kenya Kurucu Devlet Başkanı <br />
<br />
<br />
<br />
İbretlik bir söz de TÜRKİYE'den .....<br />
<br />
AKP geldiğinde elimizde Özgürlük, Laiklik, Cumhuriyet vardı.<br />
Bize, kömür verdiler, aşevinde yemek verdiler, gözümüzü kapayarak tekrar oy atmamızı istediler.<br />
Gözümüzü açtığımızda ise;<br />
Bizim başımızda türban, yüzümüzde sakal, onların elinde ise para ve iktidar vardı.<br />
<br />
TC vatandaşı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[MATEMATiK YALAN SOYLEMEZ ....]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=128</link>
			<pubDate>Mon, 24 Mar 2008 22:38:56 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=128</guid>
			<description><![CDATA[MATEMATiK YALAN SOYLEMEZ ....<br />
(Alfabeye göre harf sırasına karşılık gelen sayılar)<br />
<br />
A = 1<br />
B = 2<br />
C = 3<br />
C = 4<br />
D = 5<br />
E = 6<br />
F = 7<br />
G = 8<br />
G = 9<br />
H = 10<br />
I = 11<br />
i = 12<br />
J = 13<br />
K = 14<br />
L = 15 <br />
M = 16<br />
N = 17<br />
O = 18<br />
O = 19<br />
P = 20<br />
R = 21<br />
S = 22<br />
s = 23<br />
T = 24 <br />
U = 25<br />
U = 26<br />
V = 27<br />
Y = 28<br />
Z = 29<br />
(Gerisi Artık Alt Alta Topluyoruz Cevapları ilginç Çıkıyor)<br />
 <br />
Z =29<br />
E = 6 <br />
K =14<br />
A = 1<br />
<br />
ZEKA = 50% BASARI<br />
------------ --------- --- <br />
<br />
C = 4<br />
A = 1<br />
L =15<br />
I =11<br />
S =23<br />
M =26<br />
A = 1<br />
K =14<br />
<br />
CALISMAK = 85% BASARI <br />
------------ --------- ----<br />
<br />
D = 5<br />
E = 6<br />
N =17<br />
E = 6<br />
Y =28<br />
I =12<br />
M =16<br />
<br />
DENEYIM = 90% BASARI<br />
------------ --------- ----<br />
<br />
Y =28<br />
A = 1<br />
L =15<br />
A = 1<br />
K =14<br />
A = 1<br />
L =15<br />
I =11<br />
K =14<br />
<br />
YALAKALIK = 100% BASARI<br />
------------ --------- ---<br />
<br />
T =24<br />
O =18<br />
R =21<br />
P =20<br />
I =12<br />
L =15<br />
<br />
TORPIL = 110% BASARI *<br />
MATEMATiK YALAN SOYLEMEZ ....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[MATEMATiK YALAN SOYLEMEZ ....<br />
(Alfabeye göre harf sırasına karşılık gelen sayılar)<br />
<br />
A = 1<br />
B = 2<br />
C = 3<br />
C = 4<br />
D = 5<br />
E = 6<br />
F = 7<br />
G = 8<br />
G = 9<br />
H = 10<br />
I = 11<br />
i = 12<br />
J = 13<br />
K = 14<br />
L = 15 <br />
M = 16<br />
N = 17<br />
O = 18<br />
O = 19<br />
P = 20<br />
R = 21<br />
S = 22<br />
s = 23<br />
T = 24 <br />
U = 25<br />
U = 26<br />
V = 27<br />
Y = 28<br />
Z = 29<br />
(Gerisi Artık Alt Alta Topluyoruz Cevapları ilginç Çıkıyor)<br />
 <br />
Z =29<br />
E = 6 <br />
K =14<br />
A = 1<br />
<br />
ZEKA = 50% BASARI<br />
------------ --------- --- <br />
<br />
C = 4<br />
A = 1<br />
L =15<br />
I =11<br />
S =23<br />
M =26<br />
A = 1<br />
K =14<br />
<br />
CALISMAK = 85% BASARI <br />
------------ --------- ----<br />
<br />
D = 5<br />
E = 6<br />
N =17<br />
E = 6<br />
Y =28<br />
I =12<br />
M =16<br />
<br />
DENEYIM = 90% BASARI<br />
------------ --------- ----<br />
<br />
Y =28<br />
A = 1<br />
L =15<br />
A = 1<br />
K =14<br />
A = 1<br />
L =15<br />
I =11<br />
K =14<br />
<br />
YALAKALIK = 100% BASARI<br />
------------ --------- ---<br />
<br />
T =24<br />
O =18<br />
R =21<br />
P =20<br />
I =12<br />
L =15<br />
<br />
TORPIL = 110% BASARI *<br />
MATEMATiK YALAN SOYLEMEZ ....]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bakmadan geçmeyin]]></title>
			<link>http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=127</link>
			<pubDate>Sat, 22 Mar 2008 00:42:02 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.saribudak.biz/forum/showthread.php?tid=127</guid>
			<description><![CDATA[biraz gülelim]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[biraz gülelim]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>
